
Perşembe, Kasım 15, 2007
Murat Uyurkulak'ın Yeni romanı

Salı, Ekim 30, 2007
The most loneliest day of my life
Çarşamba, Ekim 17, 2007
Salı, Ekim 02, 2007
child in time..
İlk dinlediğinizde aşık olduğunuz şarkılardan. Hem söz hem klip ararsanız burda var aklınızda bulunsun ;)
Sweet child in time youll see the line The line thats drawn between the good and the bad See the blind man shooting at the world Bullets flying taking toll If youve been bad, lord I bet you have And youve been hit by flying lead Youd better close your eyes and bow your head And wait for the ricochet
Çarşamba, Eylül 12, 2007
Boğazın Ördekleri

Yukarıda gördüğünüz ördekler Psikolog Selcen Erdemir'in araştırmalarına göre 15 adetler.. Dolmabahçe sahilinde görülebilirler.. makinenizle giderseniz böyle fotoğraflayabilirsiniz.. boğazın ördeklerini gidin görün ( açma veya simitte götürün giderken)
Eylül...
Gene Eylül, Türkiye`nin hatıraları hala çok çok kötü...
1981 yılında doğmuş biri olarak 12 Eylül`ün ya da 6-7 eylül olaylarının fiili etkilerini kendi bünyemde doğal olarak hissetmedim. Tabi rahmetli babamın bana süt almak için çıkıp iki gün gözaltında tutulması ve arabasının plakalarının rehin alınması sayılmaz ise.
Ama kendimi bildim bileli 61 Anayasası`nın faaliyette olduğu bir ülkede yaşamak isterim. Rumları Ermenileri kovulmamış, evleri yağmalanmamış bir İstanbul isterim.
71 kişinin işkenceden öldüğü, 388 bin kişiye pasaport verilmediği, 30 bin kişinin sakıncalı ilan edilip işten atıldığı, 23 bin 667 derneğin faaliyetlerinin durdurulduğu, 14 bin kişinin vatandaşlıktan çıkarıldığı, 6 bin 533 kişi hakkında idam talebinde bulunulup, bin 468 kişi ye ölüm cezası verilip, 517 kişini idam cezası onanıp ve 50 kişinin idam edildiği( içlerinden bir tanesi henüz 17 yaşında olan Erdal Eren) bir darbe geçirmemiş bir Türkiye isterdim.
Ben hep böyle isterim, dahi eskiden halkımın çoğunluğuda hep böyle ister zannederdim, geçelim...
Boğazda çınar yaprakları, parçalı bulutların arasından kendisine bir aralık bulan güneş, beyaz vapura çarpar , gümüş renkli denizde bembeyaz vapur...
İşte gerekli olan iyimserlik. İyimserlik zira 10. Uluslararası İstanbul Bienali bize bunu salık veriyor. "İmkânsız Değil, Üstelik Gerekli Küresel Savaş Çağında İyimserlik "
Yakın tarihe olabildiğince uzak ve ilgisiz neslimiz ve faiz oranları artmasında ne olursa olsun diyen üst neslimiz dışında iyimser olmamak için bir sebeb yok. Onlarla yaşamayı da bir sanat haline getirdik zaten. İnsanlığa karşı yapılmış her hakareti savunmada (hiç olmazsa yasını tutmakta) yalnız kalmış herkes gibi alıştık...
Eylülün canlı cansız, iyi kötü tüm hatıralarına rağmen yarısı yeşil kalmış denizdeki çınar yapraklarına bakıp iyimser tohumlar ekiyoruz. Küresel ısınmada sorun çıkarmaz ve bereketli bir kış geçirirsek baharda tomurcuklarımızı sayacağız.
Eylülümüzün kazasız belasız geçmesini temenni ederim.. gene de dikkat edin
Çarşamba, Eylül 05, 2007
İstanbul Secret's

Salı, Eylül 04, 2007
Güzel Aşık Cevrimizi Senfonik Versiyon
Değerli müzisyen dostumuz Onur Kıratlı 'nin maili ile farkettim.. Çukurova dan güzel melodiler...
Salı, Ağustos 21, 2007
Ayşe Tütüncü

Ayşe Tütüncü Biyografi:
Beş yaşında kendini müzikle dolu bir odada buldu; bir müzik kursunda, hepsinin elinde değişik enstrümanlar, bir curcunadır çalan çocuklarla dolu bir odada ... Bundan iki yıl sonra konservatuarda piyano öğrenimine başladı; orada da “oda müziği”ni çok sevdi.
1983’te ilk grubu Mozaik’i kurdu; 1995’e kadar dört albüm çıkardılar. “Mozaik” rok, klasik batı müziği ve cazdan oluşan bir füzyon müziğiydi; besininin bir maddesi de yerel topraktı. Mozaik’in yanısıra Kömür grubu da hayli uzun bir süre Ayşe için emprovize çalmanın ve canlı müzik mekanlarında parça yorumlamanın ortamı oldu. Şarkıcı Sumru Ağıryürüyen ile birlikte “kadın şarkıları” söylediği bir konser programı hazırladı. Bir stüdyo müzisyeni olarak Bülent Ortaçgil, Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü, Mehmet Güreli ve Bulutsuzluk Özlemi gibi grup ve müzisyenlerin çeşitli albümlerinde yer aldı. 1995'ten itibaren uzun bir süre şarkı yazarı-gitarist Bülent Somay’ın grubuyla çaldı
Çeşitli kısa film müziklerinden sonra Mehmet Güreli ile “Vapurlar” filminin müziğini (1986), Serdar Ateşer ile birlikte Atıf Yılmaz'ın “Bekle Dedim Gölgeye” filminin müziğini (1991), Ümit Kıvanç ve Bülent Ortaçgil ile “Ordaaa Bir Şehir Var Uzak” müzikalini (1994) ve çeşitli oyun müziklerinden sonra da en son Kumpanya Tiyatrosu için Kerem Kurdoğlu’nun “Sahte Kimlikler 5/ Asrın Entrikası” oyununun müziğini (2000) yazdı.
1995'te kurduğu Piyano Perküsyon Grubu'yla 1999'da Çeşitlemeler albümünü çıkardı ve bugüne değin yurt içi ve yurtdışında çeşitli uluslararası festivallere katıldı.
1999 yılında Lawrence “Butch” Morris’in Conducting Improvisation Orchestra’sında (Yönetilen Doğaçlama Ork.) çaldı. 2002'de Donovan Mixon ile, Akın Eldes ile sahne aldı.
2004’ten bu yana Piyano Perküsyon Grubu’nun yanısıra yeni kurduğu Üçlü’süyle özellikle “iki nefesli ve bir piyano” için düzenlediği yeni bestelerini çalıyor. 2004’te Bodrum Hadigari Festivali ve Alanya Caz Günleri’ne katılan Üçlü 2005’te Panayır (EMI / Blue Note) albümünü çıkardı ve Prag Caz Açık Festivali’nde çaldı.
Ayşe Tütüncü özellikle yazılı müzik ile emprovize müzik arasındaki gerilimi dengeleyebilmek ve ikisine de uzanabilmek için ortada bir yerde durmayı tercih ediyor. 1995’ten bu yana sürdürdüğü “Piyano Perküsyon” projesinde emprovizasyona açık bırakılmış serbest bölümleri olan besteler, adaptasyonlar, çeşitlemeler ve kolajları işliyor. Yeni Üçlüsünün repertuarında ise yine serbest bölümler ile yazı’nın içiçe örülerek çalındığı yeni bestelerine yer veriyor.
Öte yandan öğretmek de onun için önemli bir konu; ders piyano olsun veya Akademi İstanbul’da yıllarca olmuş olduğu gibi “grup müziği” olsun farketmez... hep müzikle dolu bir odada...

