Cuma, Şubat 15, 2008
Çağan`ın Rivayetidir
"Mustafa hakkında herşey" "Babam ve oğlum" "Şaşıfelek çıkmazı" ve " Çemberimde Gül Oya" ...Zikrettiğim dizi ve filmleri ile dikkatimi, sevgimi, saygımı ve ilgimi üzerine çeken yönetmenin son filmini fragmandan edindiğim ilk izlenimlerle ve farklı beklentilerle gidip gördüm.
Lakin yazının yazılması filmi izledikten neredeyse bir hafta sonra gerçekleşti. O anki heyecanım ile yazmak istemedim çünkü. Düşüncelerim demlensin ve hala aynı fikirdeysem paylaşayım dedim duygularımı sizlerle
"Ulak"...
Hikaye, tarihten zamandan ve şahıslardan münezzeh takdire şayan bir anlatımla karşımızda.Hikayenin kendisi, hikayenin ne kadar önemli olduğunun kanıtı.
Sümer yada Hitit, Selçuklu ya da Osmanlı umurumuzda değil. Mevzu insan, mevzu sürü, dahi çoban ve kurtlar.
"Tarih Filmi" beklerken karşınıza çıkan, tekerrür etmesi içimizde yara bir insanlık masalı. Türk sinemasının alışık olmadığı bir anlatım adeta bir mesnevinin sinemaya aktarımı.
Hikaye; giriş gelişme ve sonuç bekleyen edebiyat öğretmenlerimize nazire ilerliyor. Hikayenin kendisi ilerlediği her dakika hoş bir tat ve heyecan bırakarak yeniliyor kendini
Kendi köyünde kaybolmaktan korkmayanlar, parmağa ya da işaret ettiğine bakmak zorunda hissetmeyenler gidip dinlesinler Çağan Irmak`ı..
Yönetmen, evvelki filmlerinde kullandığı mekan ve oyuncuları meydan okurcasına tekrar sahneye getirmekte bir beis görmemiş. Adeta ustalığını kanıtlamış, bu göndermeler ve tekrarlarla. Çünkü Ulak`ı izlerken yönetmenin evvelki işlerini hatırlamak ya da göndermelerini düşünmek yerine bu yeni ve bambaşka masalını dinlemeye dalıyorsunuz. Kalemin ve kağıdın aynı olmasının, şarin yeni şiirlerini okurken duyduğunuz heyecanı azaltmadığı gibi..
Hala görmediyseniz gidin ve dinleyin derim masalı. Ulak`ın geleceğine inanın ya da inanmayın farketmez, izlemekle ne kadar iyi bir iş yapmış olduğunuzu düşünerek çıkacağınıza eminim salondan
Lakin yazının yazılması filmi izledikten neredeyse bir hafta sonra gerçekleşti. O anki heyecanım ile yazmak istemedim çünkü. Düşüncelerim demlensin ve hala aynı fikirdeysem paylaşayım dedim duygularımı sizlerle
"Ulak"...
Hikaye, tarihten zamandan ve şahıslardan münezzeh takdire şayan bir anlatımla karşımızda.Hikayenin kendisi, hikayenin ne kadar önemli olduğunun kanıtı.
Sümer yada Hitit, Selçuklu ya da Osmanlı umurumuzda değil. Mevzu insan, mevzu sürü, dahi çoban ve kurtlar.
"Tarih Filmi" beklerken karşınıza çıkan, tekerrür etmesi içimizde yara bir insanlık masalı. Türk sinemasının alışık olmadığı bir anlatım adeta bir mesnevinin sinemaya aktarımı.
Hikaye; giriş gelişme ve sonuç bekleyen edebiyat öğretmenlerimize nazire ilerliyor. Hikayenin kendisi ilerlediği her dakika hoş bir tat ve heyecan bırakarak yeniliyor kendini
Kendi köyünde kaybolmaktan korkmayanlar, parmağa ya da işaret ettiğine bakmak zorunda hissetmeyenler gidip dinlesinler Çağan Irmak`ı..
Yönetmen, evvelki filmlerinde kullandığı mekan ve oyuncuları meydan okurcasına tekrar sahneye getirmekte bir beis görmemiş. Adeta ustalığını kanıtlamış, bu göndermeler ve tekrarlarla. Çünkü Ulak`ı izlerken yönetmenin evvelki işlerini hatırlamak ya da göndermelerini düşünmek yerine bu yeni ve bambaşka masalını dinlemeye dalıyorsunuz. Kalemin ve kağıdın aynı olmasının, şarin yeni şiirlerini okurken duyduğunuz heyecanı azaltmadığı gibi..
Hala görmediyseniz gidin ve dinleyin derim masalı. Ulak`ın geleceğine inanın ya da inanmayın farketmez, izlemekle ne kadar iyi bir iş yapmış olduğunuzu düşünerek çıkacağınıza eminim salondan
Salı, Şubat 12, 2008
Cumartesi, Şubat 02, 2008
Cumartesi, Ocak 12, 2008
Yen yıl yeni yıl yeni...
Sanatçımız 2007 masa takvimini yılın bitmesi sebebiyle çöpüne attıktan bir kaç dakika sonra , cnbc-e dergisinin kendisine "ücretsiz ek" olarak sunduğu 2008 masa takviminin ambalajını da çöpe atmıştır.Daha sonra ortaya çıkan bu manzara onda anlatılması güç duygulara gark etmiş ve bu fotoğraf kafasında canlanmıştır. Madem canlandı bunu fotoğraflamalıyım diye düşünen sanatçı Canon 350 D ile çöpünü fotoğraflamıştır. Sonra madem çektim bloguma koyayaım demiş, ve nihayet bloguna koymak için fotoğrafı makinesine atmıştır. Fotoğraf yalnız kalmasın gibi abuk bir düşünceyle bu yazıyı yazmış ve kendinden de "sanatçı" diye hitap etmekte bir beis görmemiştir...


Labels:
cnbce takvim,
eski yıl,
fotoğraf,
haber34 tansel,
tansel akdan,
tansel fotoğraf,
yeni yıl
Cuma, Ocak 11, 2008
Salı, Aralık 04, 2007
Mercan Dede 800
Benim Seçtiğim fotoğraflar eşlliğinde Mercan Dede'nin son albümünün" 800" adlı şarkısı...
Labels:
800,
aşk,
ceza,
mercan dede,
mevlana,
musiki,
ney,
sema,
tansel akdan
Perşembe, Kasım 15, 2007
Murat Uyurkulak'ın Yeni romanı

14 Kasım Akşam saatlerinde garajistanbul'da tertib edilen Murat Uyurkulak eserleri okuma gecesi oldukça keyifli geçti..
Yeni romanın muhtemel muhtevasından örnekler okuyan sevgili yazarımız bizi yeni romanı için bir önce çıksın da okuyalım hissine gark etti..
gece de mehmet ali alabora ve ahmet yamaner Yazarın sevimli annesi ve bir kaç dinleyicide tol ve har dan bölümler okudu..
Ama yeni roman sanırım çok eğlenceli olacak
Not: Metis edidörlerinden değerli Müge Hanım inşallah gecede okunan bölümleri olduğu gibi kitaba koyar..
Labels:
garaj istanbul,
garjistanbul,
har,
murat uyurkulak,
okuma gecesi,
tol
Salı, Ekim 30, 2007
The most loneliest day of my life
lonely day adlı system of down şarkısına tarafımdan yapılmış klip. İzleyin bakalım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

